Ankara
16 Aralık 2018 Pazar
Bugün
Bulutlu
7 °C
2 °C
Pazartesi
Bulutlu
7 °C
3 °C
Salı
Sağanak
5 °C
4 °C
DOLAR
5.3710
EURO
6.0755
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Son Yorumlananlar
Ankara için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:17 08:01 13:01 15:25 17:43 19:15
Bugün bana yarın sana lazım olacak nedir? ADALET GENE ADALETTİR

Unutma !
-Her 4 Amerikalıdan biri mutlaka televizyonda görünüyor. (Sokakta her 4 kişiden 1 imza dağıtıyormuş düşünsenize) -Uyurken televizyon seyrederken yaktığımızdan daha fazla kalori yakıyoruz. (Demekli televizyonla uyutuluyoruz) -Bir karıncanın koku alma yet

İlginç Bilgiler 5
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ubuntu
Elit Gazete
Tarih: 17.7.2017 09:20:35 / 303okunma / yorum
Arzu Kök

Ubuntu

Türkçe o kadar söyledik ama anlatamadık kimseye. Belki başka bir şekilde anlatmaya gereksinimimiz vardır diye düşündüm.

Ubuntu´nun Türkçe karşılığı ‘insanlık´ demektir. Kökeni Güney Afrika´daki Bantu dilinden gelir. İnsanlara ve onların ilişkilerine odaklanan hümanist bir felsefe olarak da bilinir. Başkalarına karşı merhametli, şefkatli, iyiliksever olmak gibi insani değerleri esas kabul eden bir felsefik yapı bu bahsettiğimiz.

Bunu öncelikle yaşanmış bir öykü ile anlatmaya çalışayım:

Afrika´da çalışan bir antropolog bir kabilenin çocuklarına, birlikte oynayacakları bir oyun önerir:

"Ben karşıdaki ağacın altına bir sepet meyve koyacağım, siz de şuradaki çizgide sıralanacaksınız ve yarışın başlaması için benim işaretimi bekleyeceksiniz. Ağacın altına ilk hanginiz ulaşırsa, sepetteki ödülü o kazanacak, tüm meyveleri o yiyecek."dedi.

Sonra da, çocukların başlama çizgisinde sıralandıklarını görünce "Başla" işaretini verdi. O an tüm çocuklar el ele tutuştular, koştular, ağacın altına birlikte vardılar ve sepetteki meyveleri birlikte yemeye başladılar. Antropolog, şaşırmıştı. Neden böyle yaptıklarını sordu: "Ubuntu yaptık" dediler. Antropolog bunu ilk kez duyuyordu. Ne anlama geldiğini sordu.

"Birbirimizle yarışa girseydik, yarışı sadece birimiz kazanmış, beşimiz kaybetmiş olacaktık. Beş arkadaş üzülünce, yarışı kazanan bir kişi nasıl ödül meyveyi yiyebilirdi?"dediler ve Ubuntu´nun anlamın açıkladılar.

Onların dilinde Ubuntu, “Ben, biz olduğumuz için Ben”im demekti.

Özgürlükçü barış aktivisti Leymah Gbowee bu felsefeyi “Ben, ben olduğum için sen, sensin” sloganı ile tanımlıyor.

Ubuntu kavramı, diğerleriyle ilişki içindeki bireyi tanımlar. Nelson Mandela´nın sözleriyle ifade edecek olursak: “Bir ülkeden geçen bir seyyah bir köyde durur, yiyecek ya da içecek istemesine gerek yoktur. O köyde durduğunda köylüler ona yiyecek verir, onu ağırlar. Bu Ubuntu´nun bir veçhesidir ama başka pek çok veçhesi de vardır. Ubuntu insanların kendilerinin bizzat zenginleşmemesi gerektiği anlamına gelmez. Burada asıl mesele şudur: Etrafındaki topluluğun daha iyi konuma gelmesi için de aynı şeyi yapıyor musun?”

Nobel barış ödüllü Güney Afrikalı Desmont Tutu, bu kelimeyi şöyle özetliyor: “Ubuntu´ya inanan bir insan diğerlerine açıktır. Diğerlerine olumludur. Diğerleri iyi ve yetenekli olduğunda tehdit altında hissetmez. Onun daha büyük bir bütünün parçası olduğunu bilmekten gelen bir özgüveni vardır. Ve diğerleri aşağılandığında, küçük düştüğünde, zulme uğradığında ya da ezildiğinde kendini de aşağılanmış hisseder.” Sonra da ekliyor: “Her bireyin insanlığı ideal olarak, onun diğerleriyle ilişkisinde ifade bulur. Ubuntu, insan ancak başka insanlar aracılığıyla insan olur, demektir. Aynı zamanda her yurttaşın bireysel ve toplumsal refahın arttırılması için Ubuntu, insanların birbirlerine bağlılıklarına odaklanan insancıl bir felsefedir.´

Merhameti ve diğerkâmlığı her şeyden üstün tutan Ubuntu, belki de, günümüz uygarlığının zihinlerimize bir reklam sloganıymışçasına kazıdığı “Sadece kendin için yaşa!” hafifliğinin panzehiridir de.

Buna göre, bir tarafta insanlar aşağılanırken, başkaları baskı, zulüm, işkence görürken, bizler, o aşağılanmadan, baskı, zulüm ve işkenceden azade değiliz. Başkalarını ezer, onların hakkını çiğnerken kendimize de kötülük ediyoruz aslında… Benim insaniyetim, ayrılmaz bir şekilde sizinkine bağlıdır, bundan ne siz kaçabilirsiniz ne de ben. Yani eğer ben size yapılanlara rağmen ses çıkarmamışsam, en az bu durumu size yapanlar kadar suçluyum…

Aslında bu güzel felsefe dünyanın pek çok yerinde, pek çok gelenekte yer buluyor.
Bizim güzel ülkemizde, Anadolu´da da vardı bir zamanlar. Halkları ve felsefeye dayanan düşünceyi yok sayan hükümetler sayesinde bütün güzel özellikler gibi bu anlayış da yok edildi zaman içinde… Unuttuğumuzdan, unutturulduğumuzdan dem vuruyoruz devamlı.

Oysa İslam anlayışında komşun açsa, sen nasıl tok kalabilirsin ki; paylaşmak zorundasındır ve bunu dinin en güzel ayetlerine bağlarken kabına sığamazsın… Peki İslam olduğu kabul edilen bir ülkede nasıl olur da bu kavramlar unutulur?

Nasıl bu ülke; insan ölümlerine üzülürken etnik kimliği dikkate alarak üzülenlerin, kendinden olmayanı yok etmeye çalışanların, müsamahadan zerre nasip almamışların, nefret dilini anadilleri bellemişlerin, bir kedi evine dahi tahammülsüz olanların, adalet kavramını unutanların, toplumun yarısından çoğu mutsuzken mutlu olduklarını gururla söyleyenlerin ülkesi haline geldi? Nasıl?

Şimdi Anadolu insanının özüne dönme, Ubuntu yapma zamanı geldi de geçiyor bile.

Unutmayalım ki, eğer kendimizi etrafımızda olan bitenlerden, katliamlardan, vahşetten, açlıktan ölenlerden, haksız yere işinden olanlardan azade sayıyorsak, en az bunu yapanlar kadar suçluyuz. Ülkemizdeki Vandalizm ve şiddetten bizler de karşı çıkmayarak sorumluluğu paylaşıyoruz. O nedenle de artık bir şeylerin değişmesi gerekmiyor mu?

Birileri şımartılıyor, birileri eziliyor ülkemizde. Şımartılanlar kibirden Pinokyo gibi olmuş, burunlarından kıl aldırmıyorlar. Çevremizi sarmışlar en ufak eleştiriye tahammülleri yok. Aydıncıklar da suyuna gitmek zorunda hissediyor kendilerini. Afaroz maşası devletten önce onların eline geçmiş durumda. Sabahtan akşama birilerinin çıkarlarıyla meşgul olup kendi haklarımızı unutuyoruz günden güne. İnsanlığımızı unutuyoruz.

İşte tam da bu nedenlerle; şimdi Ubuntu yapmanın tam zamanı… ‘biz´ olduğumuzu anımsamanın tam zamanı… İnsanlığı yeniden uygulamaya koymanın tam zamanı… Haydi!

Anahtar Kelimeler: Ubuntu
Yazarın Diğer Yazıları
Çocuk ve Şeytan!... (15 Aralık 2018 - Cumartesi)
Atatürk´ü Özlemek… (10 Kasım 2018 - Cumartesi)
Cumhuriyet Bayramı (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
Türkiye İş Bankası!... (16 Ekim 2018 - Salı)
AF!... (09 Ekim 2018 - Salı)
Geçmiş Olsun!... (02 Ekim 2018 - Salı)
Havalimanı… (17 Eylül 2018 - Pazartesi)
Buğday!... (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
Savaş ve Barış Üzerine (04 Eylül 2018 - Salı)
Cumartesi Anneleri (27 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Eğitim Sistemimiz!... (09 Ağustos 2018 - Perşembe)
Çocukluğum ve Şimdi (31 Temmuz 2018 - Salı)
Beter Olsunlar!... (17 Temmuz 2018 - Salı)
Kayıp Çocuklar ve İdam!... (10 Temmuz 2018 - Salı)
Cargill (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Kambur Felek!... (26 Haziran 2018 - Salı)
Kıraathane!... (22 Haziran 2018 - Cuma)
Karar Sizin!... (19 Haziran 2018 - Salı)
Babam (19 Haziran 2018 - Salı)
Düşman!... (05 Haziran 2018 - Salı)
Ankara Demiryolları Müzesi (29 Mayıs 2018 - Salı)
Gençlerden Mesaj!... (18 Mayıs 2018 - Cuma)
Hakkını Aramak!... (11 Mayıs 2018 - Cuma)
Bekçi Murtazalar (06 Mayıs 2018 - Pazar)
Çocuklar Ölmesin!... (24 Nisan 2018 - Salı)
Eğitim ve Köy Enstitüleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
Akkuyu!... (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
Simgeler Üzerinden Siyaset… (03 Nisan 2018 - Salı)
Korkuyorum!... (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Heykel!... (14 Mart 2018 - Çarşamba)
Türkiye´de Kadın Olmak!… (05 Mart 2018 - Pazartesi)
Şeker Fabrikaları!... (27 Şubat 2018 - Salı)
Nasıl Oldu?... (20 Şubat 2018 - Salı)
Yaşamı Sevmek!… (13 Şubat 2018 - Salı)
Yerli ve Millî (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Ölüyoruz!… (30 Ocak 2018 - Salı)
Çocuklar Size Ne Yaptı? (21 Ocak 2018 - Pazar)
Ötekileştirmek!... (16 Ocak 2018 - Salı)
9 Yaşında!... (07 Ocak 2018 - Pazar)
Tehlikeli Kitaplar!... (03 Ocak 2018 - Çarşamba)
Bitmeyen Yıl (24 Aralık 2017 - Pazar)
Müzik!... (17 Aralık 2017 - Pazar)
Korku!... (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Spastik Yaşamlar (03 Aralık 2017 - Pazar)
Öğretmen!… (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Çıkmaz Sokak (10 Kasım 2017 - Cuma)
Kültür - Sanat ve AKM (05 Kasım 2017 - Pazar)
Anadolu ve Cumhuriyet (29 Ekim 2017 - Pazar)
Ulus´u Yıkmayın!... (20 Ekim 2017 - Cuma)
Müftü Nikâhı (20 Ekim 2017 - Cuma)
YOKSULLUK (02 Ekim 2017 - Pazartesi)
Dil Giderse (25 Eylül 2017 - Pazartesi)
Eğitim ve Yeni Müfredat (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Yıkın Odtü´yü!... (11 Eylül 2017 - Pazartesi)
Çocuk İstismarına Susma!... (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Z…- Arzu KÖK (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Kooşş Vatandaş Kooşş!... (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Suç Kimde? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Ses Çıkarma!... (06 Ağustos 2017 - Pazar)
Sevgisiz Vicdanlar... (02 Ağustos 2017 - Çarşamba)
Matematik ve Cihat (25 Temmuz 2017 - Salı)
Yozlaşan Demokrasi ve Çirkinleşen Politika (19 Temmuz 2017 - Çarşamba)
Destan!... (12 Temmuz 2017 - Çarşamba)
Bizdik!... (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kimdir Yazar? (30 Haziran 2017 - Cuma)
Kadınlara Özel!... (21 Haziran 2017 - Çarşamba)
Karar Sizin!… (18 Haziran 2017 - Pazar)
Satın Bu Cenneti!... (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Zeytin!... (04 Haziran 2017 - Pazar)
İnsan Hakları… (29 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Bugün 19 Mayıs (16 Mayıs 2017 - Salı)
Daha Bitmedi (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
1 Mayıs!… (01 Mayıs 2017 - Pazartesi)
23 Nisan (23 Nisan 2017 - Pazar)
Sevgili Ulusum!... (17 Nisan 2017 - Pazartesi)
Milletin Parası… (10 Nisan 2017 - Pazartesi)
Ulus Atatürk Anıtı (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Doğa İçin Hayır... (29 Mart 2017 - Çarşamba)
Gençler!... (17 Mart 2017 - Cuma)
Ankara´da Adalet Var mı? (12 Mart 2017 - Pazar)
KADINLARIMIZ (08 Mart 2017 - Çarşamba)
Kültür-Sanat!... (01 Mart 2017 - Çarşamba)
Anlayacak mısınız?... (14 Şubat 2017 - Salı)
1984 ve Günümüz (07 Şubat 2017 - Salı)
Kadınlar!... (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
Çok Şükür!... (09 Ocak 2017 - Pazartesi)
MIHLI DEĞİLMİŞ!... (01 Ocak 2017 - Pazar)
2016´ten Mektup (26 Aralık 2016 - Pazartesi)
Düşünüyorum da… (13 Aralık 2016 - Salı)
Yangın Ülkesinin Yanan Çocukları… (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
Sayfa: