17 Temmuz 2018 Salı
Ankara için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:17 08:01 13:01 15:25 17:43 19:15
DOLAR
4.6560
EURO
5.4274
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Son Yorumlananlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Soğuk iklimde yaşayan tatlı su kaplumbağası türü olan kaplumbağaların,sonbaharda derin bir nefes alarak girdikleri sudan,ilkbaharda çıktıklarını ve bu kaplumbağaların üç ay oksijensiz hayatta glikolizden enerji sağlayarak kalabildiklerini ve bunların kalp atışlarının dakikada bir olduğunu,

Su kaplumbağları hakkında bilgi
Bugün bana yarın sana lazım olacak nedir? ADALET GENE ADALETTİR

Unutma !
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Kültür - Sanat ve AKM
Elit Gazete
Tarih: 5.11.2017 16:11:13 / 196okunma / 0yorum
Arzu Kök

Kültür - Sanat ve AKM

Kültür; toplumsal yaşam pratiğinin ve bu pratiğe ilişkin disiplinlerin nesnesi olan; üretim/tüketim ilişkilerinin tüm yansımalarını içeren edinimler bütünü olarak tanımlanır. Ekonomik, siyasî, ideolojik, (dinsel, felsefî) coğrafî, etik, sanatsal eylemin diyalektik bileşkesi olan kültür, insanın tüm yaşamsal faaliyetlerinin en önemli yanıdır aslında.

Tüm insan toplulukları, yaşam içerisindeki ilişkilerinin farklılığı ölçüsünde kültürel farklılığa sahip oldular. Toplumların birbiriyle ilişkisi ile de kültürlerin birbiriyle ilişkisi çıktı ortaya. Toplumların iktisadî, siyasî, ideolojik olarak birbirine etkisi, kültürlerin birbirlerini etkilemesinin biçimi ve ölçütü haline geldi. Bu nedenledir ki kültür, toplumların bilincinin rengini, ışığını ve düzeyini yansıtan bir ayna görevi gördü.

Kültür, üst üste konularak, üst üste yığılarak, biriktirilmemiştir. Kültür, toplum tarafından içselleştirilerek, yeni bir edinim olarak birikti; dönüştü/dönüştürdü, değişti/değiştirdi. Farklılıklar biçiminde ortaya çıkan fenomenleri bir arada, birbiriyle çelişik durumda ve çatışma halinde barındırdı. Üretim araçlarının gelişmesine paralel gelişti. Bir toplumun, öteki toplumu etkisi ölçüsünde kültür, ötekinin kültürünü ve dolayısıyla toplumsal bilincini de etkiledi ve biçimlendirdi.

Kültür büyük bir nehirdi. Tüm bileşkeleriyle birlikte var olan bu nehir, nehir olduktan sonra kendi yolunda yürüdü; İçerisinden geçtiği coğrafyanın fiziki koşullarının değişimine katkı sundu ve içerisinde yer alan canlıların yaşamlarının nesnesi oldu.
Kültürün akışını, aktarımını sağlama sürecinde eğitim ve öğretim; kültürün sınıflı toplumun idamesini sağlamanın aracı olduğunu dikkate almaksızın yükümlülüğünü yerine getirdi. Getirmeye de yüzyıllarca devam edecek. Ancak en köklü kültür mirasına sahip topraklarımızda adeta kültüre “güle güle” deme gayreti söz konusu.

Son günlerde ardarda gelen kitap yasaklamaları, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek´in başını çektiği heykel düşmanlığı, Cumhurbaşkanı tarafından “ucube” diye nitelendirilen heykellerin yerinden kaldırılması, yıkılıp yerine AVM yapılan sinemalar, gelenekselleştiği halde bir çırpıda kaldırılan festivaller, sosyal medya paylaşımları gibi sudan sebeplerle çalıştıkları kurumlardan ihraç edilen sanatçılar, KHK ile görevlerinden uzaklaştırılan akademisyenler, üniversitelerin kapatılan bölümleri, fakülteleri, kapanan ve bir daha açılmayan tiyatrolar…

Liste daha da çoğaltılabilinir istenirse. Peki sizce tüm bunlar neyin göstergesi? Ancak böyle giderse ileride büyük bir kültür şoku yaşayacağımız gün gibi aşikâr. 12 Eylül´den bu yana sistematik olarak kültürsüzleştirilen Türkiye´nin bugünkü haline bakıp da çölleşmeyi görmemek mümkün değil gibi görünüyor yazık ki.

Mustafa Kemal Atatürk´ün bir dönem her okulda, her tiyatro binasında ve az çok kültürle, sanatla alakalı her devlet kurumunda asılı bulunan “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir” sözü ne yazık ki Atatürk´ün ardından tam anlamıyla anlaşılamamış. Sadece Atatürk döneminde sanatçılar anlaşılmış, rahat ve özgür çalışma ortamları bulmuş, bu anlamda da çok değerli eserlere imza atmışlardır. Sonrasında ise sanatçılar ve aydınlar özgür ve rahat çalışma ortamları yaratılamadı. Oysa sanata ve kültüre verilecek değer Cumhuriyet´in katkılarından biriydi bizlere.

Bir kuşak Hasan Âli Yücel klasikleriyle büyüdü, memlekette bir opera - bale hareketi başladı, nice klasik müzik adamı, nice ressam, nice heykeltıraş yetişti. Şüphe yok ki her askeri darbe döneminde ilk hedef haline gelen aydın kesim son 50-60 yılda çok ağır yaralar aldı ve Nâzım´dan Sabahattin Ali´ye sayısız sanat adamı büyük acılar çekti ve hatta hayatını verdi. Ancak belki de şunu söyleyebiliriz ki son 15 yılda olduğu kadar kurak, korku dolu ve özgürlükten yoksun bir üretim alanı yaşanmadı Türkiye´de.

Şimdi ise İstanbul´da sanatın merkezi kabul edilen Atatürk Kültür Merkezi yıkılacakmış. Yerine de görkemli bir Opera Salonu açılacakmış diyorlar. 2008 yılında “tadilat” gerekçesi ile kapatılan ve bir türlü tadilatına başlanılmayan AKM şimdilerde “Zaten çok eski, yıkılmaya yüz tutmuş zaten, yıkıp yerine yenisini yapacağız” denilerek yıkılmaya hazırlanıyor. Yıkılacağı açıklamasından önce de viran haldeki görüntüleri tüm medyada manşetlere taşınıyor nedense…

Şimdi bir AKM´nin tarihçesine göz atalım:

1943 İstanbul Operası´nın temeli atıldı.
1953 Belediyenin yapamadığı inşaat Hazine´ye devredildi.
1956 Bayındırlık projesi yetersiz bulundu. İş, Hayati Tabanlıoğlu´na verildi.
1966 Hayati Tabanlıoğlu´nun tasarladığı proje onaylandı ve uygulandı.
1969 Atatürk Kültür Merkezi (AKM) açıldı.
1970 AKM, sahnede çıkan bir yangınla yandı.
1977 Hayati Tabanlıoğlu´nun tasarladığı ikinci AKM açıldı.
1999 AKM, simgesel bir anıt ve milli kültür varlığı olarak tescil edildi.
2007 AKM´nin yıkım kararı TBMM´den geçti; konu Kültür Bakanlığı´na bırakıldı.
2008 İstanbul 2010 Avrupa Başkenti Yasası´ndaki yıkım kararı kaldırıldı. AKM, “birinci grup eser” olarak tescil edildi. Yenileme işi İstanbul 2010 Ajansı´na verildi. Merkez, restorasyon gerekçesiyle kapatıldı.
2009 Restorasyon projesi, Koruma Kurulu tarafından onaylandı ve ihale edildi. İdare Mahkemesi´nin yürütmeyi durdurma kararı üzerine uzlaşma sağlandı.
2010 Artan maliyetler ve belirsizlikler nedeniyle onarım ve yenileme gecikti.
2013 Taksim Meydanı´nı düzenleme bağlamında AKM´nin yıkımı yeniden gündeme geldi.
2017 Cumhurbaşkanı resmen yıkılacağını ilan etti.

Bildiğim kadarıyla sadece 2006 yılı içerisinde AKM´de, opera ve bale 185, senfoni orkestrası 59, tiyatro 446, klasik koro 16, modern folk 18 konser ve oyun sergiledi. 23 sergi ve bakanlığın 96 sanat etkinliği olmak üzere 855 etkinlik gerçekleştirildi. Dikkat ederseniz bu, günde en az üç etkinlik anlamına gelir ki, dünyada bir başka örneği yoktur. Bu kadar etkin çalışan bir kurum mu rahatsızlık nedeniydi, yoksa neden; kurumun adında ATATÜRK olması mıydı bilmiyorum. Sadece şunu biliyorum ki böylesi bir kurumu önce işlevsiz hale getirip sonra da daha iyisini yapacağız diyerek yıkmak, sanata ve kültüre düşmanlığın bir göstergesidir.

AKM yıkılmamalı. O binanın, kültür varlığı olarak yasal koruma desteğine sahip olmasının yanı sıra Türkiye mimarlık tarihi içinde ciddi bir yeri vardır. Doğru çözüm, o yapıları kimliklerini bozmadan gerekli eklemeler ve düzenlemelerle güncelleştirmek olmalıdır. Tıpkı Paris Operası´nda, Milano´da La Scala´da yapıldığı, Sidney Operası´nda yapıldığı gibi… Eğer daha modern binalar istiyorsanız da şehrin dört bir yanına birer opera inşa edin, tüm vatandaşlarımız bu tür konserlere gidebilme, erişebilme şansı yakalamış olsun. Hem zaten eğer İstanbul´da bir değil 15-20 tane böylesi merkez olsaydı belki de birinin yıkılması bu kadar göze batmazdı ne dersiniz?

AKM, kanlı 1 Mayıs´ın da tanığı oldu Gezi Direnişi´nin de, dünyanın en önemli tiyatro topluluklarını da ağırladı memleketin en iyi sanatçılarını da… En görkemli günleri de yaşadı, en sefillerini de… Şaşaalı bir şöhretin tepesinden yuvarlanmış bir aktris gibi şimdilerde AKM. Yıkılacak olması pek çok İstanbul sevdalısının, sanat ve kültür aşığının yüreğini sızlatıyor, canını yakıyor.

Kültür, sanat ve barış amaçlı bir kültür merkezinin yıkılmak istenmesinin gerçekten nedenini anlamıyorum bir türlü. Oysa yapılması gereken “Yurtta Barış Dünyada Barış!” ilkesini savunup sürdürmektir. Bu ise Cumhuriyet kuşaklarının ve yöneticilerinin görevidir. Atatürk´ün vasiyetini yerine getirmek sorumluluğu hepimizindir. Özgür ve bağımsız yaşamak istiyorsak, sorumluluktan kaçamayız, kaçmamalıyız. Bugün artık “Sanatsız kalan bir millet” olmaya ramak kaldığımız bu dönemlerde daha dikkatli olmalıyız.

Cumhurbaşkanı “14 yıldır iktidarız ama sosyal ve kültürel iktidarımız konusunda hâlâ sıkıntılar var” derken belki de son darbeyi vurup bu kültür-sanat meselesinden tamamen kurtulmak istiyor da olabilir, ne dersiniz? Çünkü sanatçı dediğimiz, ışığı alnında ilk hisseden, toplumda belli başlı duyarlıkları görmezden gelmeyen ve yüksek sesle dillendiren, fikri hür, vicdanı hür kimsedir. Ve bu yüzden, özgürlük okulda defterinize, sıranıza, ağaçlara yazdığınız bir sözcük olmaktan çıkar, sizi gerçekten özgür kılar. Kendi özgürlüklerimiz için, ışığı daima içimizde hissetmek için sanatsız kalmayalım ve sanata da sanatçıya da destek olalım…

Anahtar Kelimeler: Kültür, Sanat
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Kayıp Çocuklar ve İdam!... (10 Temmuz 2018 - Salı)
Cargill (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Kambur Felek!... (26 Haziran 2018 - Salı)
Kıraathane!... (22 Haziran 2018 - Cuma)
Karar Sizin!... (19 Haziran 2018 - Salı)
Babam (19 Haziran 2018 - Salı)
Düşman!... (05 Haziran 2018 - Salı)
Ankara Demiryolları Müzesi (29 Mayıs 2018 - Salı)
Gençlerden Mesaj!... (18 Mayıs 2018 - Cuma)
Hakkını Aramak!... (11 Mayıs 2018 - Cuma)
Bekçi Murtazalar (06 Mayıs 2018 - Pazar)
Çocuklar Ölmesin!... (24 Nisan 2018 - Salı)
Eğitim ve Köy Enstitüleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
Akkuyu!... (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
Simgeler Üzerinden Siyaset… (03 Nisan 2018 - Salı)
Korkuyorum!... (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Heykel!... (14 Mart 2018 - Çarşamba)
Türkiye´de Kadın Olmak!… (05 Mart 2018 - Pazartesi)
Şeker Fabrikaları!... (27 Şubat 2018 - Salı)
Nasıl Oldu?... (20 Şubat 2018 - Salı)
Yaşamı Sevmek!… (13 Şubat 2018 - Salı)
Yerli ve Millî (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Ölüyoruz!… (30 Ocak 2018 - Salı)
Çocuklar Size Ne Yaptı? (21 Ocak 2018 - Pazar)
Ötekileştirmek!... (16 Ocak 2018 - Salı)
9 Yaşında!... (07 Ocak 2018 - Pazar)
Tehlikeli Kitaplar!... (03 Ocak 2018 - Çarşamba)
Bitmeyen Yıl (24 Aralık 2017 - Pazar)
Müzik!... (17 Aralık 2017 - Pazar)
Korku!... (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Spastik Yaşamlar (03 Aralık 2017 - Pazar)
Öğretmen!… (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Çıkmaz Sokak (10 Kasım 2017 - Cuma)
Anadolu ve Cumhuriyet (29 Ekim 2017 - Pazar)
Ulus´u Yıkmayın!... (20 Ekim 2017 - Cuma)
Müftü Nikâhı (20 Ekim 2017 - Cuma)
YOKSULLUK (02 Ekim 2017 - Pazartesi)
Dil Giderse (25 Eylül 2017 - Pazartesi)
Eğitim ve Yeni Müfredat (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Yıkın Odtü´yü!... (11 Eylül 2017 - Pazartesi)
Çocuk İstismarına Susma!... (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Z…- Arzu KÖK (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Kooşş Vatandaş Kooşş!... (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Suç Kimde? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Ses Çıkarma!... (06 Ağustos 2017 - Pazar)
Sevgisiz Vicdanlar... (02 Ağustos 2017 - Çarşamba)
Matematik ve Cihat (25 Temmuz 2017 - Salı)
Yozlaşan Demokrasi ve Çirkinleşen Politika (19 Temmuz 2017 - Çarşamba)
Ubuntu (17 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Destan!... (12 Temmuz 2017 - Çarşamba)
Bizdik!... (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kimdir Yazar? (30 Haziran 2017 - Cuma)
Kadınlara Özel!... (21 Haziran 2017 - Çarşamba)
Karar Sizin!… (18 Haziran 2017 - Pazar)
Satın Bu Cenneti!... (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Zeytin!... (04 Haziran 2017 - Pazar)
İnsan Hakları… (29 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Bugün 19 Mayıs (16 Mayıs 2017 - Salı)
Daha Bitmedi (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
1 Mayıs!… (01 Mayıs 2017 - Pazartesi)
23 Nisan (23 Nisan 2017 - Pazar)
Sevgili Ulusum!... (17 Nisan 2017 - Pazartesi)
Milletin Parası… (10 Nisan 2017 - Pazartesi)
Ulus Atatürk Anıtı (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Doğa İçin Hayır... (29 Mart 2017 - Çarşamba)
Gençler!... (17 Mart 2017 - Cuma)
Ankara´da Adalet Var mı? (12 Mart 2017 - Pazar)
KADINLARIMIZ (08 Mart 2017 - Çarşamba)
Kültür-Sanat!... (01 Mart 2017 - Çarşamba)
Anlayacak mısınız?... (14 Şubat 2017 - Salı)
1984 ve Günümüz (07 Şubat 2017 - Salı)
Kadınlar!... (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
Çok Şükür!... (09 Ocak 2017 - Pazartesi)
MIHLI DEĞİLMİŞ!... (01 Ocak 2017 - Pazar)
2016´ten Mektup (26 Aralık 2016 - Pazartesi)
Düşünüyorum da… (13 Aralık 2016 - Salı)
Yangın Ülkesinin Yanan Çocukları… (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
Sayfa: