Ankara
22 Eylül 2018 Cumartesi
Bugün
Güneşli
29 °C
15 °C
Pazar
Güneşli
28 °C
16 °C
Pazartesi
Güneşli
27 °C
11 °C
DOLAR
6.2671
EURO
7.3794
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Son Yorumlananlar
Ankara için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:17 08:01 13:01 15:25 17:43 19:15
Bugün bana yarın sana lazım olacak nedir? ADALET GENE ADALETTİR

Unutma !
Soğuk iklimde yaşayan tatlı su kaplumbağası türü olan kaplumbağaların,sonbaharda derin bir nefes alarak girdikleri sudan,ilkbaharda çıktıklarını ve bu kaplumbağaların üç ay oksijensiz hayatta glikolizden enerji sağlayarak kalabildiklerini ve bunların kalp atışlarının dakikada bir olduğunu,

Su kaplumbağları hakkında bilgi
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
KARANLIK HER YERİ KAPLAMASIN...
.
Tarih: 2.6.2018 09:14:46 / 92okunma / yorum
Prof. Dr.Levent Seçer
KARANLIK HER YERİ KAPLAMASIN...
 

 

Okumayan okuduğunu anlamayan duymayan sağır kör bir toplum nasıl gerçekleri görebilir anlayabilir?  24 Haziran da bari uyansalar uyandırsak kendi geleceğini ve çocuklarının geleceğinin önemini bir kere olsun görebilse. Ama bizim görevimiz, okuduğu kitabın içinde yazan kaybedilmiş gerçeklerin ona bir yumruk gibi inmesini göstermek anlatmaktır,  şimdi onu uyuduğu uykudan uyandıramıyorsak bunca çabamız ne işe yarar. Ama asıl şimdi bu dönemde bunu başarabilmeliyiz, zira uyuyanlara verilen narkozun etkisi kim bilir daha kaç yıl devam edecek bilinmez. Uğur Muncu, 17.Mart.1989 yılında söylemiş, ´´ Gün gelecek milletin üstüne ölü toprağı serpecekler, yıllardır uyuyacak hiç bir şey duymayacak körü körüne bakıp dinleyecek. Gericilik ülkeyi kuşatacak İnanç saygınlığını siyasete bulaştıranlar ülkeyi yöntecekler´´ İşte tüm bu gerçeklerin yaşanası bir sürecin tam da ortasında Türkiye tariihi bir seçime gidiyor. Mutsuz huzursuz korkarak yaşamın hala içinde çarkın tam ortasında kalmış durum da. Ülkeyi bu noktaya getirenlerin ortaya koydukları söylemler keşke inandırıcı olsa, ama öyle sanıyorum ki yıllardır değişmeyen tablo aynen devam edecek dünden farklı değil. Karanlıkların aydınlığa dönüştüğü ışıl ışıl  aydınlandığı bir Türkiye görmek milletin tek arzusu, ama bunu konuşamıyor korkudan, şimdi kenetlenmenin tamda sırası değil mi? 

Yazı yazamıyor konuşamıyor şarkı söyleyemiyor dinleyemiyorum, okuyamıyor düşünemiyor, sokaklarda özgürüm özgür olmak istiyorum diye avazım çıktığı kadar bağıramıyorum. Sevgilimi elinden tutup bir deniz kenarında güneşin batışını seyrederken kucaklayıp öpemiyorum. Atatürk´ü çok seviyor keşke yaşasaydı da bu günleri görebilseydi diyemiyorum, biz onu hep birlikte ikinci defa öldürmedik mi? Kurduğu içinde akıl ve bilimselliği miras olarak bıraktığı koca bir cumhuriyetin nasıl da yok edildiğini gördüğünde acaba ne der di? İçinde Onun devrimlerinden özgürlük ve çağdaşlıktan aydınlıktan eser kalmadığını, ama cehaletin aptal ve sürü bir millet olmanın resmini  gördüğünde acaba ne derdi? Tek sorusu şu olurdu herhalde, ´´ Sizi kim bu duruma düşürdü benim aydınlık bıraktığım bir memleketi kim bu hale getir di ´´  derdi. 16. Kasım. 1938 de ölmeden önce, ´´ Benim hatıralarımı burada DOLMABAHÇE Sarayında bırakın, burada yaşadığım anılarım hepsi memleketim için düşündüğüm zamana sığmadı bile´´ demişti. Ama biz şimdi onun hatıralarına bile saygı duymayıp Dolmabahçe Sarayını neredeyse bir barakaya çevirmeye çalıştık. Bıraksaydık onunla özdeşleşen haliyle saygınlığını korusaydı ne olurdu? Tüm milli değerlerimiz tarih kokan haliyle yok edilmedi mi? Çankaya köşkünün tarihe mal olmuş saygınlığının yok edilip , doğayı katlederek oraya bir saray yaparak  Osmanlı ruhuna sahip çıkmanın adını koyamıyorum. İnanılmaz bir parasal harcamanın oraya aktarılması saklanan mali çöküşün adına yazılmıyor mu? otuz milyon insanın açlık ve yokluk sınırında yaşadığı bir ülke de, böyle gösterilere gerek var mı bilmiyorum. Biz uluslararası saygınlığımızı zaten çoktan kaybettik, devasa bir sarayımız var diye  başkalarına gösteri de bulunmak buna gerek var mı?. Biz saraylarımızlamı uluslararası itibarımızı kazanacağız? 450 milyar doları aşmış bir dış borç içinde şimdi seçime gidiyoruz. Yaşananlara baktığımda siyasetin ülke bütünlüğü, milletin huzur ve refahı, insan özgürlüğünün yaşanası özde bir demokrasi adına  hala ortaya konulması gereken ne var? Hala kavgalar ve siyasetin içinde yansıtılmaması gereken yakışıksız söylemler. Miletin anladığı biçimde bir çözüm siyasetinin ortaya konulamaması düşündürücü değil mi? Demokrasi sözde değil özde dolaysız yaşanmalı, Akıl ve Bilim gerçeğinin, cumhuriyetin, çağdaş düşünce anlayışının, özgürlüklerin, insan haklarının hapsedilmediği bir demokrasi gerçeği. Şimdi tarihi bir seçim yaşanacak ama bu gerçeklerin adını söyleyen yok. Yarın ekonomik bir dengenin bozulup tarumar hali ortaya çıkmaya başladığı zaman, milletin yaşayacağı travmanın ağrısına hangi ilacın adını koyacağız? Millet sağır kör sessiz duymuyor adeta, mutsuz ve korku içinde neyi sorgulayacak kör olmuş. İnanacağı görebileceği bir gerçek var mı? Özgür bir insanın gerçekleri toplumla paylaşması adına konuşabildiği hangi özgürlüğün adını yazacak korkmadan bilmiyorum. Ya da sen benim istediğim gibi konuşmayacak yazmayacaksan, sana özgürlük ve demokrasi adını şarkı söyletmem diyen bir anlayışa nasıl karşı koyacaksın. Partilerin seçim bildirgelerine baktığımda, yıllardır her seçim döneminde aynı sözler değişen bir şey yok, ve gelinen dönemde bu çok önemli seçim sürecinde aynı sözlerin tekrarı. Peki bunca yıl aynı şeyleri söylüyorsunuz daha önce neden yapmadınız? Öyle sanıyorum ki seçimlerden sonrasında verilen sözler devam etmeyecek, ve seçim kazanmak adına her türlü bedelin ödeneceği ortada yalan yalan ve boç vaadler . İşte siyaset anlayışında neyin daha önemli olduğu gerçeği ortaya çıkıyor, yalan dolan iktidar koltuk ve saltanatın hayatta kalması.  Köy enstitülerinden eser bırakmayanların bu memlekete miras olarak bıraktıkları acı gerçeği işte şu anda yaşıyor Türkiye. (OHAL) ile yönetilen bir memlekette insan nasıl özgür olabilsin konuşabilsin korkmadan, ´´şimdi korkma sakın bu demokrasi için yapılan bir seçim, yarın her şey özgür olacak´´ diyenlerin, yarın her türlü ihtimalde bile verdikleri sözde kalacaklarına nasıl inanmalıyız. (TEK) adam korkusunu nasıl yenmeliyiz, biri yada birileri bana bunu açıklayabilir mi? Yıllardır çağdaş anlayışı simgeleyen her türlü değişim yasaklanmadı mı? Otoriter bir yönetim sisteminde inatlaşmanın siyaset kültüründe yeri varmı? Çok sesli bir parlamento bu güne kadar adını unuttuğumuz Demokrasiyi yansıtamaz mı? Türkiye otoriter bir sisteme değil, mutlu özgür  yarınından kokmayan kendisini yönetenleri seven barışı cumhuriyeti özlemiş bir yönetim biçimine hasret yıllardır. Sürekli lafontenden masallar adıyla anlatılan 2023 senaryolarını bile yorumlayamayan anlamayan ne olduğunu bilmeyen cahil eğitimsiz kör bir toplum olmak değil. Türkiye´nin artık mutlu yarınlara baktığını, Atatürk´ün  düşünce anlayışına bağlı çağdaş cumhuriyete özlem duyan mutlu korkmayan bir toplum olarak yaşamanın heyecanı ile, 24 haziranı bekleyen bir Türkiye görmek mutlu ediyor  umutlandırıyor beni. 

Prof. Dr. Levent Seçer

Anahtar Kelimeler: KARANLIK, YERİ, KAPLAMASIN
Yazarın Diğer Yazıları
CHP ARTIK KENDİSİNİ SORGULAMALI... (22 Temmuz 2018 - Pazar)
Sokratın Papazları (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Mistik Kehanetler (19 Nisan 2018 - Perşembe)
ADINI UNUTAN KADIN... (10 Nisan 2018 - Salı)
Karanlığa Teslim Olan Aydınlık (23 Mart 2018 - Cuma)
Tükenen Özgürlük (13 Mart 2018 - Salı)
Aklı Ve Vicdanı Yok Eden Siyaset… (05 Mart 2018 - Pazartesi)
Akıl Ve Bilim Gerçeği (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
KORKU VE MUTSUZLUK (13 Aralık 2017 - Çarşamba)
CUMHURİYETİ ANLAMAK... (28 Ekim 2017 - Cumartesi)
CEHALETİN BEDELİ... (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
SEVMEK YETMEZ ANLAMAK LAZIM... (22 Ağustos 2017 - Salı)
TERKEDİLMİŞ SANAT... (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
AKIL OYUNLARI... (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
AKIL VE BİLİME KARŞI CEHALET (14 Aralık 2016 - Çarşamba)
Sayfa: