Ankara
15 Aralık 2018 Cumartesi
Bugün
Bulutlu
7 °C
3 °C
Pazar
Fırtına
8 °C
2 °C
Pazartesi
Bulutlu
8 °C
3 °C
DOLAR
5.3710
EURO
6.0755
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Son Yorumlananlar
Ankara için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:17 08:01 13:01 15:25 17:43 19:15
Bugün bana yarın sana lazım olacak nedir? ADALET GENE ADALETTİR

Unutma !
Soğuk iklimde yaşayan tatlı su kaplumbağası türü olan kaplumbağaların,sonbaharda derin bir nefes alarak girdikleri sudan,ilkbaharda çıktıklarını ve bu kaplumbağaların üç ay oksijensiz hayatta glikolizden enerji sağlayarak kalabildiklerini ve bunların kalp atışlarının dakikada bir olduğunu,

Su kaplumbağları hakkında bilgi
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Bekçi Murtazalar
.
Tarih: 6.5.2018 09:04:41 / 179okunma / yorum
Arzu Kök

Bekçi Murtazalar

Orhan Kemal´in “Bekçi Murtaza” isimli eserini bugün belki de pek çok kişi bilmez ama, etraflarının nasıl onlarla çevrildiğini bir bilseler, okusalar, eminim ki çok beğenecekler:

 

“” Murtaza zor günler geçiren yoksul bir muhacirdir. Ölmüş olan subay dayısının savaşta şehit olduğuna kendini inandırır ve onun gibi üniforma giyip komutan olarak şan şeref kazanmayı yaşamının biricik ideali haline getirir. Ancak bekçi olabilir. Ama mahalle bekçiliğini de kraldan çok kralcı bir sıkıyönetim komutanı edasıyla yapmaya kalkışır. Artık ne de olsa o da devletin bir parçasıdır. Mahalle sakinlerini canından bezdirir. Gece 12´yi bir geçeden başlayarak 2 dakikada bir düdüğünü öttürerek sokaklarda dolaşır. Işığı yanan ev görünce hemen kapıyı yumruklayıp içerdekileri sorguya çekmeye başlar. Ona göre devlet vazifesi ve forsu her şeyin üzerindedir. “Bir vazife yüksektir bir namustan! Vazife sırasında görmeyecek gözün evladını, demeyeceksin ciğerparem!” diye konuşur.

Mahallelinin, eski komşu ve dostlarının, ailesinin kendisini eleştirmelerini, “Yukarda Allah, Ankara´da devlet hem de hükümet, burada da ben! Vazife her bir şeyden mukaddestir, almışım disiplin görmüşem terbiye” diye tersler.

Mahallelinin bekçi Murtaza´nın başlarına küçük diktatör kesilmesine tepkileri giderek artar. Bir araya gelerek onun işten kovulmasını sağlarlar. Bunun üzerine Murtaza´nın eski amiri karakol komiseri, onun yakındaki fabrikanın gece bekçisi olmasını sağlar. Fabrikanın Fen İşleri Müdürü Murtaza´yı işe aslında sadece onunla eğlenmek için almıştır. Ancak Murtaza, fabrikada da bu kez işçilerin başına musallat olur, onları daha sıkı çalışmaları için zorla terbiye etmeye kalkışır. İki işçiyi konuşurken görse, yetkisi olmadığı halde müdahale edip azarlar. İşçiler kendisini terslediklerinde, “Ben gördüm kurs, aldım çok sıkı terbiye, hem de disiplin amirlerimden” diye nutuk çekmeye girişir. Murtaza´yı işçilerin üzerine salıp eğlenen fabrika patron ve müdürleri dışında, seven tek bir işçi bile yoktur. İşçiler onu fabrika idaresine şikâyet etseler de müdür Murtaza´yı korur.

6 çocuğu olan Murtaza´nın iki kızı da aynı fabrikada işçi olarak çalışmaktadır. Bir gün kızlarının iş sırasında uyuduğunu gören idare ispiyoncuları hemen Murtaza´ya haber verirler. Murtaza kızı Firdevs´i saçlarından tutup hışımla yere atar. Yerde fenalaşan kızına bakmadan gidip müdüre işbaşında uyuyan kızlarını ve onları “iyi terbiye edemediği için” kendisini şikâyet eder. Kızı beyin kanamasından ölür, ama o hala devleti, hükümeti, amirleri, patronu, müdürleri adına işçileri ezmek ve terbiye etmekle meşguldür. Dayısı gibi subay olmasını çok istediği küçük oğlu Hasan da bir gün bakkaldan aşırdığı ekmekle yakalanır. Murtaza hemen hâkime koşar. Hâkim ceza vermediği halde, oğluna ceza verilip hapse atılmasını ister. Çünkü “yukarda Allah, Ankara´da devlet hem de hükümet, burada da hâkim vardır”. O alemlerin küçük devleti, hükümeti, komutanı, polis amiri, patronu, müdürü, yargıcıdır...”” 

Bu yarattığı tipleme için Orhan Kemal: “Kendi kendime çokluk sormuşumdur. Murtaza, komik bir tip olmakla birlikte, örneğin, bir soytarı mıdır?” diye kendi kendine sorar ve yanıtlar. “Hayır” diyerek devam eder: “Murtaza bence, elleri üzerinde yürümeyi olağan saymaya başlamış bir toplum, belki de bu dünyada, ayakları üzerinde yürüyen, başkalarını da böyle yürümeye zorlayan, kendi kendine inanmış bir kişidir. İçinde yaşadığı toplumla her an zıtlaşan, bitmez tükenmez çelişmelere düşen bir adam için toplum kalın bir çizgiyle kabaca ikiye ayrılmıştır; varlıklılar, yoksullar... Murtaza, kendisinin de yoksullardan olduğuna bakmadan, varlıklı kata gönlünü kaptırmıştır.”

Yazıktır ki bizim memleketimizde Bekçi Murtazaların sayısı, artık ülkemizin nüfusu kadardır!... Düşünsenize bir de bu Bekçi Murtazaların bir bölümüne olağanüstü yetkiler verirseniz, nelerin olabileceğini, yaşanabileceğini… (Gerçi her gün gözümüzün önünde olup bitenler varken, çok düşünmeye de gerek yok…) Çünkü Murtazaların en belirgin özelliği, yetki delisi olmaları, ne oldum delisi olmaları, onlara verilen rütbe ve iktidar konumu nedeni ile zıvanadan çıkarak bir tür meczuba dönüşmüş olmalarıdır.

Bugün; başta görsel-yazılı basın kuruluşları ve kamu kuruluşları ile etrafımız çepeçevre bu Murtazalarla kuşatma altına alınmış durumdadır. Onlar ki; üstlerine vazife olmayan her konuda her zaman konuşma, asma, kesme, biçme yetkisini kendilerinde bulmaktadırlar. Karanlıktırlar, cahildirler, kapkara cahildirler ama burunlarından kıl aldırmazlar. Hırsızdırlar, ama arsızlıkta üstlerine yoktur, hatta öyle ki belki utanırlar diyerek yüzlerine tükürseniz gülümseyerek “yarabbi şükür” derler. İnsanların ölüm/kalım mücadelesini nasıl pazarlık konusu yaptıklarını öğünerek anlatırlar. 

Murtazalar kuşak aktarımı yoluyla kendini bugünlere kadar getirdi maalesef. Bekçilerimiz artık metrolarda anons yapıyor, otobüslerde vatandaşın karşısına dikiliyor; ahlak bekçiliği yapıyor... Bu ahlak bekçileri kimin ahlakını koruyor? Ahlak bekçisinin müdahaleleri hukuka uygun mudur acaba? Ahlak nedir? Ahlaksızlık nedir? Hangi davranış ahlaksızdır? Öpüşmek ahlaksızlık mıdır? Otobüste öpüşmek mi ahlaksızlıktır? Bazılarına göre evet bazılarına göre değil. Peki, ahlak kurallarının bağlayıcılığı nedir? Ya da şöyle soralım: Ahlak bekçilerinin ahlakının bağlayıcılığı nedir? 

Bütün bir memleketi disiplin altına sokmak isteyen bekçilerimiz bu uğurda erken yatmayan vatandaşları uyarmakta, evli olmayan kadınlarla ilişkisi olanlara karışmakta, kadın ve erkeğe ayrı alanlar tahsis etmeye çalışmakta, kaç çocuk yapmaları gerektiğini söylemekte, sokakta spor yapan hamile kadınlara saldırmakta, zengin mahallesinde dolaşan bir adamı yaka paça karakola götürmekte, kahvede gördüğü kişiye vaziyetini almasını söylemekte; kısaca “üzerine vazife olmayan işlere” bulaşmaktadır. Vatandaşların Murtaza´yı şikâyet etmesi karşısında ise, amiri Murtaza´ya yaptıklarının onun vazifesi olmadığını belirttikten sonra neden insanların yatıp kalktığı saatlere karıştığını sorarsa da mutlaka verecek bir cevabı da vardır emin olun. 

Murtazalar ordusu ile ülkemizde adeta bir korku imparatorluğu kurulmaya çalışılıyor. Oysa, nefret söylemleriyle nereye varılır? Hep bir ağızdan türkü söylemek varken bu Murtazaları kışkırtıp ortaya salmanın anlamı nedir? Yârin yanağından gayrı ballı incirleri hep beraber yemek varken neden düşürülür yüreklere nefret? İnatla barıştan, insanlıktan, sevgiden yana olmak varken nereye kadar Murtazalardan medet umulacak? Nereye kadar?

Anahtar Kelimeler: Bekçi, Murtazalar
Yazarın Diğer Yazıları
Çocuk ve Şeytan!... (15 Aralık 2018 - Cumartesi)
Atatürk´ü Özlemek… (10 Kasım 2018 - Cumartesi)
Cumhuriyet Bayramı (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
Türkiye İş Bankası!... (16 Ekim 2018 - Salı)
AF!... (09 Ekim 2018 - Salı)
Geçmiş Olsun!... (02 Ekim 2018 - Salı)
Havalimanı… (17 Eylül 2018 - Pazartesi)
Buğday!... (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
Savaş ve Barış Üzerine (04 Eylül 2018 - Salı)
Cumartesi Anneleri (27 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Eğitim Sistemimiz!... (09 Ağustos 2018 - Perşembe)
Çocukluğum ve Şimdi (31 Temmuz 2018 - Salı)
Beter Olsunlar!... (17 Temmuz 2018 - Salı)
Kayıp Çocuklar ve İdam!... (10 Temmuz 2018 - Salı)
Cargill (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Kambur Felek!... (26 Haziran 2018 - Salı)
Kıraathane!... (22 Haziran 2018 - Cuma)
Karar Sizin!... (19 Haziran 2018 - Salı)
Babam (19 Haziran 2018 - Salı)
Düşman!... (05 Haziran 2018 - Salı)
Ankara Demiryolları Müzesi (29 Mayıs 2018 - Salı)
Gençlerden Mesaj!... (18 Mayıs 2018 - Cuma)
Hakkını Aramak!... (11 Mayıs 2018 - Cuma)
Çocuklar Ölmesin!... (24 Nisan 2018 - Salı)
Eğitim ve Köy Enstitüleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
Akkuyu!... (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
Simgeler Üzerinden Siyaset… (03 Nisan 2018 - Salı)
Korkuyorum!... (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Heykel!... (14 Mart 2018 - Çarşamba)
Türkiye´de Kadın Olmak!… (05 Mart 2018 - Pazartesi)
Şeker Fabrikaları!... (27 Şubat 2018 - Salı)
Nasıl Oldu?... (20 Şubat 2018 - Salı)
Yaşamı Sevmek!… (13 Şubat 2018 - Salı)
Yerli ve Millî (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Ölüyoruz!… (30 Ocak 2018 - Salı)
Çocuklar Size Ne Yaptı? (21 Ocak 2018 - Pazar)
Ötekileştirmek!... (16 Ocak 2018 - Salı)
9 Yaşında!... (07 Ocak 2018 - Pazar)
Tehlikeli Kitaplar!... (03 Ocak 2018 - Çarşamba)
Bitmeyen Yıl (24 Aralık 2017 - Pazar)
Müzik!... (17 Aralık 2017 - Pazar)
Korku!... (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Spastik Yaşamlar (03 Aralık 2017 - Pazar)
Öğretmen!… (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Çıkmaz Sokak (10 Kasım 2017 - Cuma)
Kültür - Sanat ve AKM (05 Kasım 2017 - Pazar)
Anadolu ve Cumhuriyet (29 Ekim 2017 - Pazar)
Ulus´u Yıkmayın!... (20 Ekim 2017 - Cuma)
Müftü Nikâhı (20 Ekim 2017 - Cuma)
YOKSULLUK (02 Ekim 2017 - Pazartesi)
Dil Giderse (25 Eylül 2017 - Pazartesi)
Eğitim ve Yeni Müfredat (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Yıkın Odtü´yü!... (11 Eylül 2017 - Pazartesi)
Çocuk İstismarına Susma!... (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Z…- Arzu KÖK (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Kooşş Vatandaş Kooşş!... (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Suç Kimde? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Ses Çıkarma!... (06 Ağustos 2017 - Pazar)
Sevgisiz Vicdanlar... (02 Ağustos 2017 - Çarşamba)
Matematik ve Cihat (25 Temmuz 2017 - Salı)
Yozlaşan Demokrasi ve Çirkinleşen Politika (19 Temmuz 2017 - Çarşamba)
Ubuntu (17 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Destan!... (12 Temmuz 2017 - Çarşamba)
Bizdik!... (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kimdir Yazar? (30 Haziran 2017 - Cuma)
Kadınlara Özel!... (21 Haziran 2017 - Çarşamba)
Karar Sizin!… (18 Haziran 2017 - Pazar)
Satın Bu Cenneti!... (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Zeytin!... (04 Haziran 2017 - Pazar)
İnsan Hakları… (29 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Bugün 19 Mayıs (16 Mayıs 2017 - Salı)
Daha Bitmedi (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
1 Mayıs!… (01 Mayıs 2017 - Pazartesi)
23 Nisan (23 Nisan 2017 - Pazar)
Sevgili Ulusum!... (17 Nisan 2017 - Pazartesi)
Milletin Parası… (10 Nisan 2017 - Pazartesi)
Ulus Atatürk Anıtı (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Doğa İçin Hayır... (29 Mart 2017 - Çarşamba)
Gençler!... (17 Mart 2017 - Cuma)
Ankara´da Adalet Var mı? (12 Mart 2017 - Pazar)
KADINLARIMIZ (08 Mart 2017 - Çarşamba)
Kültür-Sanat!... (01 Mart 2017 - Çarşamba)
Anlayacak mısınız?... (14 Şubat 2017 - Salı)
1984 ve Günümüz (07 Şubat 2017 - Salı)
Kadınlar!... (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
Çok Şükür!... (09 Ocak 2017 - Pazartesi)
MIHLI DEĞİLMİŞ!... (01 Ocak 2017 - Pazar)
2016´ten Mektup (26 Aralık 2016 - Pazartesi)
Düşünüyorum da… (13 Aralık 2016 - Salı)
Yangın Ülkesinin Yanan Çocukları… (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
Sayfa: