Ankara
14 Kasım 2018 Çarşamba
Bugün
Bulutlu
7 °C
-4 °C
Perşembe
Bulutlu
8 °C
0 °C
Cuma
Bulutlu
8 °C
-1 °C
DOLAR
5.4770
EURO
6.1575
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Son Yorumlananlar
Ankara için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:17 08:01 13:01 15:25 17:43 19:15
Bugün bana yarın sana lazım olacak nedir? ADALET GENE ADALETTİR

Unutma !
-Global ısınma yükselen deniz seviyesi 2050 yılında shangai ve deniz kıyısındaki Çin şehirlerinde büyük sellere neden olacak.bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak. -Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wringleys marka sakızdır. -Kereviz yerken harcanan ka

İlginç Bilgiler 3
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Esneyen İnsanlar Ülkesi
DUNYALILAR
Tarih: 6.11.2018 09:44:44/ 14okunma / 0yorum

Esneyen İnsanlar Ülkesi
03/10/2018 Kültür-Sanat Bir yorum bırakın 1,304 Görüntüleme

Bir varmış, bir yokmuş, sana varsa bana yokmuş, bana varsa ona yokmuş. Bir zamanlar yeryüzünün bir yerinde bir ülke varmış. Bu ülkedeki kişiler mutluluk içinde yaşar dururlarken, Tanrı vermesin, bir bilinmez salgın hastalık onları kırıp geçirmeye başlamış. Öyle bir hastalık ki, ülkedeki insanların birtakımı zayıflamaya, küçülmeye, birtakımları da şişmanlamaya, irileşmeye başlamış. Zayıflayanların boyları da günden güne ufalıyormuş. Ama bu ufalma, küçülme, zayıflama o kadar yavaaaş yavaş oluyormuş ki hiç kimse ne kendisinin, ne de başkalarının küçüldüğünün farkına varmıyormuş.

Günde ancak beş on gram zayıflıyor, bir iki milimetre küçülüyorlarmış. İnsanlar küçüle ufala, zayıflaya sıskalaşa, bir zaman gelmiş, baston kadar incelmiş, sacayağı kadar kısalmışlar. Günden güne daha da kısalıp ufalıyorlarmış.

Beri yandan birtakım insanlar da günden güne şişmanlıyor, irileşiyorlarmış. Öbürlerinin küçülmesi, ufalması gibi, bu irileşme, şişmanlama da, günden güne bikaç milim, günde beş on gram olduğundan, ne kendileri, ne de başkaları onların her gün biraz daha devleştiklerinin farkına varmıyorlarmış. Boyları yangın kuleleri kadar uzamış, gövdeleri vapurlar kadar irileşmiş. Ama o ülkede büyüyenlerin sayısı, zayıflayıp ufalanların sayısına denk değilmiş. İki yanın sayısı birbirine eşit olmuyormuş. Beş on küçülene, ufalana karşılık, ancak bir kişi kocamanlaşırmış. Zayıfların çocukları. da zayıf, fındık kadar küçük doğmaya başlamışlar. Buna karşılık, irilerin çocukları da fil yavrusu kadar büyük, kocaman doğuyorlarmış. Doğuştan küçük olanlarla, doğuştan büyük olanlar, oldum olasıya bu işin böyle gelip böyle gittiğini sanırlar, bunda hiçbir ayrılık, uygunsuzluk, olağanüstülük görmezlermiş. Görmedikleri gibi, küçülenler, kendilerinden daha küçüklerini görüp, onlara bakarak, “Tanrım, buna da şükürler olsun, küçüğün küçüğü var. Ben yine iyiyim!” diye avunurlarmış.

Günden güne irileşenler de, kendilerinden daha irilerini gördükçe, “Tanrım, beni ondan daha iri yap!” diye yakarırlarmış. Dileklerini, yakarmalarını Tanrı da dinler, onları günden güne şişirir de şişirirmiş. Bir zaman gelmiş ki, şişmanlayanlar, irileşenler, oturdukları evlere; yattıkları yataklara, geçtikleri yollara sığmaz olmuşlar. Her ne yapsalar, ayakları yorganlarından dışarı çıktığından, yorganlarını ayaklarına göre uzatmaya, yolları gövdelerine göre açmaya, evlerini de boylarına göre büyütmeye başlamışlar.

Bir zaman gelmiş, açtıkları yollardan da geçemez, büyüttükleri evlere de giremez, uzattıkları yorganlarına da sığamaz olmuşlar. Yeniden, evlerini yollarını, yorganlarını büyütmüşler. Alanlar küçük gelmiş, alanları açmışlar. Yaşadıkları kent küçük gelmiş, kentten dışarı kaçmışlar. Yayıldıkça yayılmışlar, taştıkça taşmışlar.

Küçülenler de küçüldükçe küçülmüşler, ufaldıkça ufalmışlar, artık öyle olmuş ki, bir zaman sonra kimisi ev diye karpuz kabuğuna, kimisi ceviz, kimisi de fındık kabuğuna girer olmuş. İş bu kadarla da kalmamış, bir zaman sonra küçüle küçüle temelli kaybolmaya başlamışlar. Gözle görülemez olmuşlar. Ancak mikroskopla bakılınca görülebiliyorlarmış. Bütün bu olan bitenleri, herkes olağan bişey sanır, hiçbiri yakınmada bulunmazmış.

Gel zaman, git zaman, irileşenlerin irileşmesi, şişmanlayanların şişmanlaması durmuş. İş bununla da kalmamış. Onlar da küçülmeye, ufalmaya başlamışlar. Gündengüne zayıflıyorlarmış. Ne var ki, zayıflamaları, şişmanlamaları gibi yavaş yavaş değil, birdenbire oluyormuş. Eskiden boylan günde bir iki milim uzarken, şimdi günde bir iki karış birden kısalıyorlarmış. Eskiden günde bikaç gram şişmanlarken, şimdi günde beş on gram birden zayıflıyorlarmış. Boyu beş metre, ağırlığı iki ton olanlar gece yataklarına böyle yatıyor, sabah, boyları iki metre, ağırlıkları iki yüz kilo olarak uyanıyorlarmış. Büyük bir hızla erimeye başlamışlar. Bir zaman gelmiş, artık birbirlerini bile tanımıyor, aynadaki hayallerinden korkuyorlarmış. Büyük bir korkuya düşmüşler. Bu büyük korkuyla küçüle küçüle büsbütün yok olmaktansa, kendi canlarına kıyanlar bile olmuş. Arka arkaya kendilerini öldürüyorlarmış. Kentin her yanında ağlamalar, bağırtılar göklere yükseliyormuş:

– Zayıflıyoruz!.. – Eriyoruz!… – Bitiyoruuuz!.. Ağlamak, sızlamak, bağırmak bir işe yaramamış.

“Büsbütün ortadan yok olup gitmeden aklımızı başımıza devşirelim. Küçülmemizi önleyici bir çıkar yol bulalım!” demişler.

Artık şişmanlamaktan, büyümekten geçmişler, oldukları gibi kalsalar, çoktan razılar. Doktorlara başvurmuşlar. Doktorlar onlardan beter. Herkes kendi başının derdine düşmüş. Göz göre göre ufalıyor, eriyorlar. Bu öyle amansız bir salgın hastalıkmış ki, ondan ona geçiyormuş. Doktorlar, şişmanlık ilaçlan vermişler, kemikleri besleyici iğneler yapmışlar. “Bol bol yiyin!” demişler “Üzülmeyin, canınızı sıkmayın!” demişler. Ama bütün bunların hiçbiri yararlı olmazmış. O zaman o ülkede yaşayanlar, düşünmüşler, taşınmışlar, “Başka bir ülkeden, derdimize derman bulacak bir uzman arayalım,” demişler. Dedikleri gibi de yapıp, dünyanın en büyük şişmanlatma uzmanını kendi ülkelerine çağırmışlar. Uzman gelmiş, küçülenlere, ufalanlara bakmış.

– Bu yeni bir hastalık değil, demiş. Dünyanın başka yerlerinde de görülmüştür. Her ne kadar salgın bir hastalıksa da önlenebilir. Aranızda bir zaman yaşayacağım. Ben ne yaparsam, siz de gözünüzü, kulağınızı açın, benim yaptığım gibi yapın. Göreceksiniz ki, benim yaptıklarımı yaparsanız, hem zayıflamanız, küçülmeniz, hem şişmanlamanız duracak… Nasılsanız öyle kalacaksınız. Bunu söyledikten sonra uzman, onların gözleri önünde tartılmış, ölçülmüş. Ağırlığı 75 kilo, boyu da 1.79 gelmiş.

O ülkede yaşayanlar, neler yapacak diye uzmandan gözlerini ayırmamışlar. Hepsi göz kulak kesilmiş. Hep ona bakıyorlarmış. Uzman o ülkede kırk gün, kırk gece kalmış. Sonra orada yaşayanları çevresine toplayıp,

– Bunca zaman aranızda yaşadım. Neler yaptığımı gördünüz, siz de benim gibi yapar, benim gibi yaşarsanız, bu dertten kurtulursunuz!.. demiş. Demiş ama, o ülkede yaşayanlar, uzmanın kendilerinden ayrı onların yaptıklarından başka bişey yaptığını görmemişler. Görseler de anlamamışlar. Uzman,

– İşte bakın, yine gözünüzün önünde tartılıyorum!… demiş. Tartılmış, ağırlığı 75 kilo; ölçülmüş, boyu 1.79… Nasıl geldiyse yine öyle. Ne şişmanlamış, ne zayıflamış. O ülkede yaşayanlar büsbütün şaşırmışlar. “Bu uzman bizden ayrı, bizim yaptıklarımızdan başka ne yaptı da, hiç zayıflamadı, kısalmadı?..” demişler. Uzman, vapura binip, o ülkeden ayrılırken,

– Anladınız ya… demiş, ben ne yaptımsa siz de öyle yapın!… Allasmarladık. Uzman bir gece önceden uykusuz olduğu için, bu sözleri söyledikten sonra küçük dili görünene kadar ağzını açıp, bir de esnemiş.

O ülkede yaşayanlar bunu görünce, hep birden sevinçle bağırmışlar: – Tamam… – Uzman esnedi… – Uzman gerindi… – Şimdi anladık neden zayıflamadığını… – Uzman ne yaptıysa, biz de onu yapalım…

O günden sonra, o ülkede yaşayanlar, uzman esnedi, gerindi diye, onlar da hiç durmadan esnemeye, gerinmeye başlamışlar. Gerçekten de zayıflamaları, küçülmeleri, kısalmaları durmuş. İriler iri, ufaklar ufak kalmış. Hiçbir değişme olmamış. Çünkü, esnemekten, gerinmekten vakit bulup da yaşayamıyorlarmış ki küçülsünler, ufalsınlar, ya da büyüyüp irileşsinler… Hep esniyor, hep geriniyorlarmış.

Aziz Nesin

Dünyalılar








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Esneyen İnsanlar Ülkesi
 Gazeteciliği yerden kaldırmaya çalışıyoruz
Gazeteciliği yerden kaldırmaya çalışıyoruz
SPUTNIKNEWS
´ABD, Fırat´ın doğusunu Türkiye´ye verebilir´
´ABD, Fırat´ın doğusunu Türkiye´ye verebilir´
SPUTNIKNEWS
Ay´da Yürüyen 4. İnsan Astronot Alan Bean Röportajı
Ay´da Yürüyen 4. İnsan Astronot Alan Bean Röportajı
BEYINSIZLER
 Arap Baharı´ndan geriye kalan
Arap Baharı´ndan geriye kalan
SIZE HABER
Korkunun sonu
Korkunun sonu
SIZE HABER
Türkiye´de köşe yazarlığı sorunu
Türkiye´de köşe yazarlığı sorunu
GAZETE DUVAR
Muhalefete ‘had bildirmek´ yorumculuk sayılıyor
Muhalefete ‘had bildirmek´ yorumculuk sayılıyor
GAZETE DUVAR
Sınırın dibindeki mülteci kadın
Sınırın dibindeki mülteci kadın
GAZETE DUVAR
Rusya´nın demografik sorunları
Rusya´nın demografik sorunları
ARTI GERCEK
Kurtarıcı beklentisi
Kurtarıcı beklentisi
ARTI GERCEK
Kim bu Öztürk Yılmaz?
Kim bu Öztürk Yılmaz?
ARTI GERCEK
Sanatçı hiçbir ideolojiye ait olmamalı
Sanatçı hiçbir ideolojiye ait olmamalı
ARTI GERCEK
dünyayı çok erken terk ettin Atam
dünyayı çok erken terk ettin Atam
SPUTNIKNEWS
Bir sosyalistin gözüyle M. Kemal ve Kemalizm
Bir sosyalistin gözüyle M. Kemal ve Kemalizm
GAZETE DUVAR
tatürk cesarettir
tatürk cesarettir
T24
Gerçek yapısal reformlar Atatürk devrimleridir
Gerçek yapısal reformlar Atatürk devrimleridir
T24
Stein: Suriye´de sıcak çatışmaya doğru gidiliyor
Stein: Suriye´de sıcak çatışmaya doğru gidiliyor
DW
KCK: ABD´nin ödülü bir komplo
KCK: ABD´nin ödülü bir komplo
AÇIK GAZETE
Çığlık
Çığlık
DİKEN
´Karayılan, Bayık ve Kalkan barış sürecini engelleyip, HDP´nin Türkiye partisi olmasının önüne geçiyordu´
´Karayılan, Bayık ve Kalkan barış sürecini engelleyip, HDP´nin Türkiye partisi olmasının önüne geçiyordu´
SPUTNIKNEWS
´PKK ile PYD´yi ayırıyoruz´ demek tam bir aldatmaca
´PKK ile PYD´yi ayırıyoruz´ demek tam bir aldatmaca
SPUTNIKNEWS
´Tek başına kalan Amerika´nın İran yaptırımlarından sonuç alması mümkün değil´
´Tek başına kalan Amerika´nın İran yaptırımlarından sonuç alması mümkün değil´
SPUTNIKNEWS
Harf Devrimi´nin 90. yılındayız
Harf Devrimi´nin 90. yılındayız
GIDA HATTI
Din ve Bilim Arasındaki İlişkiyi Yeniden Tartışmak
Din ve Bilim Arasındaki İlişkiyi Yeniden Tartışmak
DUNYALILAR
Nedir Ertelemek? Erteleme Hastalığı
Nedir Ertelemek? Erteleme Hastalığı
DUNYALILAR
İstanbul´da Cinayet ve Yeni Dünya Düzeni
İstanbul´da Cinayet ve Yeni Dünya Düzeni
DUNYALILAR
 Maliye ve para politikası uyuşmazlığı enflasyonun dizginlenmesini zorlaştırıyor
Maliye ve para politikası uyuşmazlığı enflasyonun dizginlenmesini zorlaştırıyor
BBC
Ak Günlerin Karaoğlan´ı: Şarkılarda Ecevit
Ak Günlerin Karaoğlan´ı: Şarkılarda Ecevit
GAZETE DUVAR
Türkiye, Kürtler, Suriye
Türkiye, Kürtler, Suriye
GAZETE DUVAR
‘Bülbülün Sesi Duyulmuyorsa Ötmemiş Sayılır´
‘Bülbülün Sesi Duyulmuyorsa Ötmemiş Sayılır´
VOA